-
Fatih Coşkun
cskn.fth@gmail.com
71 Okunma
Fenerbahçe için sezonun henüz başındayız. Ancak sarı-lacivertli takımın ortaya koyduğu tablo, taraftarların beklentileriyle örtüşmüyor. Galatasaray derbisinde alınan mağlubiyetin ardından Göztepe karşısında da kaybedilen puanlar, Fenerbahçe'yi zirvenin gerisine itti. Şimdi herkesin aklında aynı soru var: Fenerbahçe bu yarışa yeniden ortak olabilir mi?
Aslında bu sorunun cevabı yalnızca puan tablosunda değil, takımın bundan sonra sahaya nasıl çıkacağında gizli.
Fenerbahçe'nin 10 haftada 16 puanda kalması ve liderle arasındaki farkın 9 puana ulaşması elbette önemli bir dezavantaj. Fakat lig maratonunda henüz oynanmamış çok sayıda karşılaşma var. Şampiyonluk yarışında dengeler birkaç haftada değişebilir. Bunun için önce Fenerbahçe'nin kendi sorunlarıyla yüzleşmesi gerekiyor.
Sorun sadece teknik direktör değil!
Fenerbahçe'de yaşananları yalnızca teknik direktör değişikliği üzerinden değerlendirmek büyük resmi kaçırmak olur. Bir takımın başarılı olması için teknik direktör kadar oyuncuların sahadaki sorumluluklarını yerine getirmesi, yönetimin doğru kararlar alması ve takımın ortak bir oyun anlayışına sahip olması gerekiyor.
İsmail Kartal döneminin sona ermesinin ardından Dirk Kuyt'ın geçici olarak takımın başına getirilmesi yeni bir süreci beraberinde getirdi. Ancak Fenerbahçe gibi şampiyonluk hedefi bulunan bir kulübün sezon ortasında teknik yapılanmasını yeniden şekillendirmek zorunda kalması, planlama açısından önemli soru işaretleri oluşturuyor.
Burada yönetimin önünde kritik bir karar var. Takımı sezon sonuna kadar taşıyabilecek bir teknik yapılanma mı oluşturulacak, yoksa uzun vadeli bir proje mi hayata geçirilecek? Bu sorunun cevabı geciktikçe takımın kaybedeceği her puanın maliyeti artacak.
24 gol atan takım neden 16 puanda?
Bence Fenerbahçe'nin üzerinde en fazla durması gereken konu bu.
İlk 10 haftada 24 gol atmış bir takımın 16 puanda kalması, hücum performansının tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Futbol yalnızca rakip kaleye daha fazla gitmekten ibaret değil. Önemli olan, hücum ederken savunma dengesini kaybetmemek ve maçın kontrolünü elinde tutabilmek.
Fenerbahçe zaman zaman hücumda etkili görüntüler ortaya koysa da bu performansı maçların tamamına yaymakta zorlanıyor. Savunma ile orta saha arasındaki mesafe açıldığında rakipler kolayca boşluk bulabiliyor. Özellikle geçiş hücumlarında verilen pozisyonlar, takımın en fazla üzerinde çalışması gereken konular arasında.
Şampiyon olmak isteyen bir takımın her maçta üç veya dört gol atması gerekmiyor. Bazen 1-0 kazanmak, bazen de kötü oynadığı bir karşılaşmadan beraberlikle ayrılabilmek şampiyonluk yolunda çok daha değerlidir.
Büyük maçları kazanamadan şampiyonluk gelmez
Fenerbahçe taraftarının en fazla tepki gösterdiği konulardan biri de kritik karşılaşmalarda alınan sonuçlar.
Galatasaray derbisi, Beşiktaş karşılaşması ve Göztepe deplasmanındaki mağlubiyetler yalnızca üç puan kaybı olarak görülmemeli. Bu sonuçlar takımın özgüvenini ve yarıştaki konumunu da etkiliyor.
Ancak burada başka bir gerçek daha var: Şampiyonluklar yalnızca derbiler kazanılarak elde edilmiyor. Anadolu takımlarına karşı kaybedilen puanlar da sezon sonunda en az derbiler kadar belirleyici olabiliyor.
Fenerbahçe'nin bundan sonra yapması gereken, rakibin kim olduğuna bakmadan aynı ciddiyetle sahaya çıkmak. Büyük maçlarda kazanmak kadar, kazanılması beklenen maçlarda hata yapmamak da önemli.
Fenerbahçe'nin ihtiyacı yeni transfer değil, önce doğru oyun!
Her puan kaybından sonra transfer tartışmalarının başlaması artık alışılmış bir durum. Elbette kadronun eksikleri olabilir. Ancak mevcut oyuncuların gerçek performansını ortaya koyamadığı bir ortamda yeni transferlerin tek başına çözüm olacağını düşünmek doğru değil.
Öncelikle takımın oyun planı netleşmeli. Orta sahada savunma ve hücum arasındaki bağlantı kurulmalı. Kanat oyuncularının hücuma katkısı kadar savunma yardımı da önemsenmeli. Forvet hattı ise yalnızca gol beklenen bir bölge olmaktan çıkarılmalı; takımın hücum organizasyonlarının aktif parçası haline getirilmeli.
Bir diğer önemli konu da forma adaleti. İsimler değil, performanslar ilk 11'i belirlemeli. Sahada mücadele eden, sorumluluk alan ve takım oyununa katkı sağlayan futbolcuların öncelik kazanması gerekiyor.
Taraftarın beklediği şey mücadele ve istikrar
Fenerbahçe taraftarı için şampiyonluk beklentisi yeni değil. Yıllardır süren şampiyonluk özlemi, her sezonun üzerindeki baskıyı biraz daha artırıyor. Ancak bu baskının futbolcular üzerinde olumsuz bir etkiye dönüşmemesi gerekiyor.
Takımın sahada verdiği mücadele, taraftarın desteğini yeniden kazanmanın en önemli yolu. Puan kaybı yaşanabilir, kötü oynanan maçlar olabilir. Fakat mücadele etmeyen, oyunun kontrolünü rakibine bırakan ve aynı hataları tekrarlayan bir takımın taraftarını ikna etmesi kolay değil.
Son söz: Fenerbahçe'nin önünde iki seçenek var
Fenerbahçe için sezon henüz bitmiş değil. Dokuz puanlık fark önemli olsa da kapanması imkânsız değil. Fakat bunun gerçekleşmesi için sarı-lacivertlilerin artık söylemlerden çok sonuçlara odaklanması gerekiyor.
Teknik yönetim konusunda hızlı ve doğru karar, savunmada daha az hata, orta sahada daha fazla kontrol ve maçların tamamına yayılan mücadele...
Bunlar gerçekleşirse Fenerbahçe yeniden zirve yarışının içinde olabilir.
Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var: Şampiyonluk sadece büyük hedefler koyarak kazanılmıyor. Şampiyonluk, her hafta aynı ciddiyetle sahaya çıkmayı gerektiriyor.
Fenerbahçe'nin artık kaybedecek fazla zamanı yok. Taraftarın beklediği yeni vaatler değil, sahada görülecek somut bir değişim.

Yorumlar (0)