Thomas Reis: Trabzonspor Atmosferi Beni Derinden Etkiledi
Thomas Reis, Trabzonspor Dergisi'ne verdiği röportajda futbol felsefesi ve kulüpteki hedefleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
59 Okunma
Trabzonspor Teknik Direktörü Thomas Reis, Trabzonspor Dergisi'ndeki 244. sayısındaki röportajında bordo-mavili takıma katılım sürecinden futbol felsefesine, oyuncularıyla olan ilişkilerinden özel yaşamına kadar pek çok konuda bilgi verdi. Alman teknik direktör, disiplin ile özgürlüğü bir arada benimsemekte olduğunu ifade ederken, Trabzonspor taraftarının yarattığı atmosferin kendisi üzerinde büyük bir etki bıraktığını ve Türkiye'yi ikinci vatanı olarak gördüğünü belirtti.
'TRABZONSPOR'UN ATMOSFERİ BENİ BÜYÜLEDİ'
Türkiye'den ayrılışında hissettiği üzüntüyü ve Trabzonspor'a dair izlenimlerini paylaşan Reis, "Ayrıldığımda biraz üzgün hissettim çünkü Türkiye'yi ve burada çalışmayı çok sevdim. Trabzonspor'la oynadığımız maçları hatırlıyorum; her biri çok keyifliydi. Buradaki atmosfer gerçekten güzeldi ve beni derinden etkiledi. Bunlar her zaman aklımda kalacak" dedi.
'TRABZONSPOR'DAN TEKLİF ALDIĞIMDA HARİKA DEDİM'
Trabzonspor'dan gelen teklifi onurlandırıcı bulan Reis, "Başka bir kulüpte sadece dokuz hafta çalışmıştım ama Trabzonspor'dan gelen ilk telefon beni çok mutlu etti. 'Bu harika!' dedim. Çünkü bu teklif, Türkiye'de Samsun'da yaptığım işin pek de kötü olmadığını gösterdi. Ardından, 'Cumartesi günü önemli bir maçımız var' dediklerinde, 'Evet, o maçta orada olmak istiyorum' dedim. Başkan ve yöneticilerle olan iletişimimiz oldukça iyiydi. Kararımı hızlı bir şekilde verdim. Şimdi buradayım ve gerçekten gururluyum. Eski kulübüme de bana ayrılma fırsatı verdikleri için minnettarım" şeklinde konuştu.
'BASKIYI SEVİYORUM'
Trabzonspor taraftarının futbola olan tutkusuna değinen Reis, "Benim futbol anlayışım da buna benziyor. Trabzon'daki insanların her zaman çok çalışkan olduğunu biliyorum. Takımın başarılı olması için çok çaba sarf ettiğini göstermek istiyorum. Kulübün büyük hedefleri olduğu için burada sürekli bir baskı var. Salah, Fabinho, Onana ve Savic gibi deneyimli oyuncularla birlikte kaliteli Türk ve yabancı futbolculara sahip olunca beklentiler artıyor. Ancak ben baskıyı seviyorum. İyi bir sezon geçirip, başarılı performanslar sergilemek için elimden geleni yapmak istiyorum. Maç sonrası insanların mutlu yüzlerini görmek benim için en güzel şey. Umarım bunu sıkça yaşarız" ifadelerini kullandı.
'DİSİPLİN VE ÖZGÜRLÜK BENİM TARZIM'
Kariyerindeki zorlukları asla zorlayıcı görevler olarak görmediğini belirten Reis, futbol felsefesinin temelinde disiplinin yattığını söyledi. Reis, "Ben hiçbir zaman 'zor görev' demem; her zaman 'özel durum' derim ve özel durumları severim. Bochum'daki durum da böyleydi; işler kolay değildi ama benim için disiplin temel prensiplerden biri. Bir takımın en çok disipline, aynı zamanda bir çerçeveye ve kurallara ihtiyacı var. Dışarıda bile kurallar vardır ve bunlara uymak zorundasınız. Bu benim prensiplerimden biri. Takımla da hep bunu konuşuyorum: Benim tarzım disiplin ve özgürlük. Savunmada iyi bir disiplin gerekirken, hücumda daha fazla özgürlük olmalı. Oyuncularla iyi ilişkiler kurduğumu düşünüyorum. Onlara her zaman doğrudan gerçeği söylemek isterim, arkalarından konuşmam. Aynı şeyi onlardan da beklerim. Futbol felsefemi kısaca böyle özetleyebilirim" dedi.
'YETENEK TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL'
Futbolculuk döneminde yaşadığı sakatlıkların kendisine önemli dersler verdiğini paylaşan Reis, "Her teknik direktör önemli tavsiyelerde bulunur. Futbolculuk kariyerim sakatlık nedeniyle sona erdiğinde önemli bir şey öğrendim. Uzun yıllar altyapıda çalıştım ve genç oyuncuların profesyonel futbolcu olmaları için son adımı atmalarına yardımcı oldum. Benim başıma gelen her şeyin onların da başına gelebileceğini düşünüyorum. İyi bir seviyedeydim ama sakatlıklar yaşadım. İnsanlar 'bir daha geri dönemeyecek' dediler. Ama ben her zaman kendimi zorladım. Belki en iyi oyuncu değildim ama iyi bir karaktere ve mentaliteye sahibim. Sol ayağımı iyi kullanıyordum, teknik açıdan da iyiydim. Birçok teknik direktör gelişimime yardımcı oldu. Bu nedenle oyuncularıma sürekli şunu söylerim: Trabzonspor'da çok yüksek kalitede oyuncularımız var. Ancak yetenek ve kalite tek başına yeterli değil; güçlü bir zihniyete de sahip olmalısınız. İkisine de sahip olduğunuzda birçok şeyi başarmanız mümkün" dedi.
Kariyerinde unutamadığı bir anısını aktaran Reis, "Bir teknik direktörüm vardı, Bayern Münih ve Real Madrid gibi büyük kulüplerde çalışmıştı. Ben genç, henüz tanınmayan bir oyuncuydum ve o Frankfurt'un yeni teknik direktörüydü. Ameliyat olduktan sonraki ikinci gün hastaneye gelip beni ziyaret etti. Bu benim için çok önemli bir ders oldu: Bir oyuncu sakatlandığında onunla iletişimde kalmak, aramak ve 'nasıl gidiyor?' diye sormak çok önemli. Bu, o teknik direktörden öğrendiğim en değerli derslerden biriydi" şeklinde konuştu.
'YENİLGİLERDEN DAHA FAZLA ŞEY ÖĞRENİLİR'
Maçların ardından kendi kararlarını sorguladığını ve yenilgilerden ders çıkarmaya çalıştığını belirten Reis, "Maçın etkisini dışarıda bırakmak mümkün değil. Maçı eve götürüyorsunuz ve düşünmeye başlıyorsunuz. Kendime ilk olarak şu soruları soruyorum: 'Nerede hata yaptım? Neyi farklı yapabilirdim? İlk 11'i farklı mı seçmeliydim? Bir şeyi değiştirebilir miydim?' Çünkü maçtan sonra herkes her şeyi biliyor. Taraftarlar da biliyor, 'bu iyi değildi, bu karar doğru değildi' gibi. Ben de bunu görebiliyorum. Ama bunlar oluyor. Daha sonra yenilgiyle başa çıkmayı öğrenmeniz gerekiyor. Kazandığınızda da aynı şekilde düşünmelisiniz. Umarım birçok maçı üst üste kazanırsınız. Ancak başarı geldiğinde daha fazla hata yapabilirsiniz. 'Artık iyi durumdayım, bu çok önemli değil' diye düşünmeye başlayabilirsiniz. Bazen yenilgilerden, galibiyetlerden öğrendiğinizden daha fazla şey öğrenirsiniz. Ama teknik direktör olarak kafanızda her zaman şu sorular vardır: 'Neyi daha iyi yapabiliriz, neyi değiştirmemiz gerekiyor?' Ama bu benim işim ve ben işimi seviyorum" ifadelerini kullandı.
'DEĞİŞİKLİKTE KÖTÜ TAVIR GÖRMEYİ SEVMİYORUM'
Oyuncularıyla ilişkilerinde karşılıklı saygının önemine değinen Reis, "Genellikle her şeyi affetmek gerekir. Ama benim için önemli olan takımın genel davranışı ve kendi davranışım. Bazen performans, bazen sakatlık nedeniyle oyuncu değiştirmek zorunda kalıyoruz. Bir oyuncu değiştirildiğinde, onun kötü bir tavır sergilemesini sevmiyorum. Çünkü ona güvendik ve maça çıkardık. Oyuncu değiştirildiğinde elini uzatıp alkışlamalı. Her şey normal olmalı. Bu, dışarıya olumsuz bir mesaj verir. Ertesi gün yüz yüze konuşabiliriz. Oyuncu bana ne söylemek istiyorsa yüzüme söyleyebilir. Ama dışarıya kötü bir görüntü vermek söz konusu olduğunda karar almak zorundayım çünkü herkes bunu izliyor. Her şey iyi giderken, maçları kazanırken bu davranış çok fazla önemsenmeyebilir. Ama kötü sonuçlar geldiğinde böyle bir tavır sergilenirse sorun başlar. Benim için önemli olan, birbirimize her zaman saygı göstermemizdir" dedi.
'GALATASARAY MAÇINDAKİ ATMOSFER İNANILMAZDI'
Saha kenarındaki sakin tutumunun aksine antrenmanlarda daha fazla tepki verebildiğini aktaran Reis, "Antrenmanda o kadar sakin değilim, orada daha fazla tepki verebiliyorum. Mesela Galatasaray maçında 40 bin taraftar vardı ve atmosfer inanılmazdı. Bize çok yardımcı olan çılgın taraftarlar, harika bir ortam yarattı. Ancak sahadaki oyuncu benden 20-30 metre uzaktaysa beni duyamaz. Bu nedenle bazen beden dilimle de onlara mesaj vermem gerekiyor. Oyuncular sahada iyi performans göstermeli ama gerektiğinde teknik direktörün biraz daha fazla baskı uygulayabileceğini de bilmeliler" dedi.
'FUTBOL SEVGİSİ KAYBEDİLMEMELİ'
Gençliğindeki kendisine vereceği tavsiyenin futbol sevgisini kaybetmemek olacağını belirten Reis, "Öncelikle ona bir soru sorardım: 'Neden futbol oynuyorsun?' Bence bana 'çünkü eğleniyorum, çünkü bu oyunu seviyorum' diye cevap verirdi. Hepimiz futbola eğlendiğimiz için başladık. Futbol güzel bir oyundur ve bu sevgiyi asla kaybetmemeliyiz. Ancak profesyonel futbol artık bir iş. Tabii ki çok çalışmak gerekiyor. Bazen biraz şansa da ihtiyacınız oluyor. Ama neden futbolcu olmak istediğinizi ve bu oyunu neden sevdiğinizi asla unutmamalısınız" ifadelerini kullandı.
'YALNIZIM AMA İŞİME ODAKLANIYORUM'
Trabzon'daki günlük yaşamına dair düşüncelerini paylaşan Reis, "Şu an için burada yalnızım, bu pek kolay değil. Eşim sürekli Almanya'da kalıyor ve ben aile insanıyım. Ama şu anda buradaki işime odaklanıyorum. İzin günlerimde Trabzon'u geziyorum çünkü burada yeniyim. Şehri, insanları ve Trabzon'daki hayatı görmek istiyorum. Burada neler olduğunu daha iyi hissetmek istiyorum. Bazen güzel bir akşam yemeğine çıkmak da önemlidir; çünkü biraz dinlenmeye ve önümüzdeki haftalar için enerji toplamaya ihtiyacım var" dedi.
'MAÇLARDA EŞİMDEN KÜÇÜK BİR ŞEY TAŞIYORUM'
Maç günlerindeki alışkanlıklarından bahseden Reis, "Kulübün kıyafetlerini giymeyi seviyorum. Normalde kendi pantolon ve ayakkabılarımı giyiyorum. Ama artık Trabzonspor ailesinin bir parçasıyım ve kulübün kıyafetlerini, özellikle kapüşonlu sweatshirtlerini giymeyi seviyorum. 'Artık bu kulübün bir parçasıyım ve bu kulüp için elimden gelen her şeyi vermek istiyorum' mesajını vermek hoşuma gidiyor. Daha çok hoodie tarzı giyinen biriyim. Kışın güzel oluyor ama yazın biraz fazla sıcak. Bunun dışında eşimin verdiği küçük bir şeyi de maçlarda cebimde taşıyorum. Umarım bana biraz şans ve başarı getirir" şeklinde konuştu.
'TÜRKİYE İKİNCİ VATANIM GİBİ'
Trabzon mutfağına ve Türk insanına duyduğu sevgiyi dile getiren Reis, "Evet, gerçekten çok güzel. Güzel olan, atletik performans antrenörümün de Trabzonlu olması. Bana birçok güzel şey gösterdi. Ama bazen her şeyi aynı anda denememek daha iyi. Çünkü o zaman kilo almaya başlıyorsunuz. Trabzon'un özel yemeklerini seviyorum ve gerçekten çok güzeller. Türk insanlarını da seviyorum çünkü çok nazik ve yardımseverler. Her yönüyle Türkiye benim için ikinci vatanım gibi" dedi.
'KENDİMİ KRAVATLA GÖREMEZSİNİZ'
Giyim tarzında rahatlığı tercih ettiğini belirten Reis, "Trabzonspor'un kıyafetlerinin gerçekten çok güzel olduğunu söyleyebilirim. Hava soğuduğunda genellikle hoodie giymeyi seviyorum. Gömlek de giyiyorum ama bazen eşime danışıyorum. Kendimi rahat hissettiğim kıyafetleri tercih ediyorum. Bazı teknik direktörler daha çok takım elbise ve kravat kullanıyor ama bu benim tarzım değil. Beni normalde kravatla göremezsiniz. Maç sırasında rahat hissetmem gerekiyor. Kendi tarzım olmalı, bu da önemli" ifadelerini kullandı.
'KÖPEĞİMLE YÜRÜYÜŞ YAPMAK KAFAMI BOŞALTIR'
Hayvanlara olan sevgisini anlatan Reis, "Evet, evde köpeğimiz var. Köpeğimi çok seviyorum. Ona asla kötü davranmam. Ama ona bir şey söylediğinizde ya da onu çağırdığınızda, bir sonraki sefer yine yanınıza gelir ve mutlu olur. Köpeğimi ve onunla yürüyüş yapmayı seviyorum. Eve geldiğimde bu çok güzel oluyor. Enerjimi yeniden toplamak ve kafamı boşaltmak için birebir. Ancak Trabzon'da köpeğim yanımda olmadığı için bunu yapamıyorum" dedi.
'EŞİM BENİM İÇİN EN ÖNEMLİ İNSAN'
Eşinin kariyerindeki desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Reis, "O benim için en değerli insan. Şu anda ben buradayım ve o evde birçok şeyi halletmek zorunda. Bochum'da güzel bir evimiz var ve onun orada yapması gereken çok şey var. Onunla gerçekten gurur duyuyorum. Güzel olan, o da geçmişte 2. Lig'de futbol oynadı. Kariyerini yaklaşık üç yıl önce sonlandırdı. Bu yüzden evde birlikte maç izliyor, futbol hakkında konuşabiliyoruz. Maçı izlemek için farklı odalara gitmemize gerek yok! İyi bir eşiniz olduğunda bu size çok yardımcı olur. Eşinizin işinizi ve bu işin getirdiği koşulları anlayışla karşılaması gerekiyor. Eşiniz sizden 3 bin kilometre uzaktayken bazen kolay olmuyor ama bunu başardık. Eşimin hayatımda olmasından dolayı çok mutluyum. Almanya'da bir söz var: 'Eşim arkamı kolluyor ve ben rahatım.' Yani o beni koruyor, birçok şeyi benim için hallediyor. Bu sayede ben de işime ve takımıma odaklanabiliyorum, tüm enerjimi takıma ve kulübe verebiliyorum" dedi.
'MAÇ KAYBETTİĞİMDE AİLEMİN YANIMDA OLMASINI İSTERİM'
Ailesinden uzakta yaşamanın zorluklarını paylaşan Reis, "Evet, özellikle bir maç kaybettiğinizde. Eve gittiğinizde eşiniz ve aileniz yanınızdaysa biraz daha kolay oluyor. Ailenizle farklı şeyler hakkında konuşabiliyorsunuz. Sadece futboldan bahsetmiyorsunuz. Ama şu anda bu mümkün değil. Sürekli telefonla konuşuyoruz. Hatta çok konuşuyoruz. Umarım ona sadece olumlu şeylerden bahsedebilirim" dedi.
THOMAS REIS İLE KISA KISA
Röportajın kısa sorular bölümünde samimi yanıtlar veren Thomas Reis, en büyük korkusunun hastalanmak, en büyük zaafının ise bazen insanlara fazla güvenmek olduğunu söyledi. En sevdiği filmin 'Yeşil Yol' olduğunu belirten Reis, belirli bir müzik tarzı bulunmadığını, hoşuna giden şarkıları dinlediğini ifade etti. Yağmur yerine çok sıcak olmamak şartıyla güneşi tercih ettiğini söyleyen Alman teknik adam, çay mı kahve mi sorusuna 'çay' yanıtını verdi. Futbolculuk döneminde örnek aldığı isimlerden ilkinin Lothar Matthaus olduğunu belirten Reis,
Muhabir: Altay Coşkun

